

Diyarbakır’da sözde Nevruz kutlamaları adı altında sergilenen, terör örgütü propagandasına dönen utanç verici görüntüler, milletimizin vicdanında derin bir yara açmıştır.
Terörist başı bebek katili Öcalan’a özgürlük sloganlarının atıldığı, paçavraların bayrak diye asıldığı, 1991 yılında 12 vatandaşımızın yanarak can verdiği saldırıyı düzenleyen katil Çetin Arkaş’ın konuşmacı yapıldığı, TUSAŞ saldırısında evlatlarımızın katillerinin resimlerinin açıldığı bu eylemleri lanetliyorum.
Böylesi bir provokasyona göz yumulmasının ve bu rezilliğe zemin hazırlanmasının milletimizin hafızasından asla silinmeyeceği bilinmelidir.
Unutulmamalıdır ki; bu büyük millet, şehidine uzanan eli affetmez, hiçbir ihaneti sineye çekmez. Şehitlerimizin aziz hatırasını kirletmeye çalışanlar, tarih önünde de millet vicdanında da daima hain olarak anılacaktır.
Nevruz Türk’ün bayramıdır
Nevruz bölücü hainlerin propaganda aracı değil, Türk’ün bayramıdır. Nevruz bir mevsimin değil, bir milletin dirilişidir. Türk’ün demiri eritip yeniden tarih sahnesine çıktığı gündür. Bizim için Nevruz, ateşten atlamak değil, küllerinden doğmaktır.
İkinci açılım sürecine karşı durmaya devam edeceğiz
Zafer Partisi olarak, ilan edildiği günden bugüne kadar Türkiye’yi parçalanmaya sürükleyecek, Türk milletini ayrıştıracak, emperyalizmin ve siyonizmin Ortadoğu’yu İsrail’in egemenliğine sokacak hamlelerinin bir parçası olarak ve Türkiye ayağı olarak gördüğümüz ikinci açılım sürecine karşı Zafer Partisi en sert şekilde ve kararlılıkla mücadele etmektedir.
Bu karşı çıkışımız sonucunda Sayın Genel Başkanımız Ümit Özdağ, beş ay süreyle Silivri cezaevinde zindana tıkılmış ve eziyet görmüştür.
Bütün baskılara rağmen, zindanlara rağmen Türkiye’nin milli birliğini ve vatanın bütünlüğünü kararlılıkla savunma konusunda ki azimli duruşumuzdan vazgeçmedik, bundan sonraki tehditleri de göze alarak vazgeçmeyeceğiz.
Evet Zafer Partisi olarak henüz TBMM’de bulunmuyoruz. Genç bir parti olarak şimdilik mecliste değiliz. Ancak, parti olarak düzenleyeceğimiz panellerle, toplantılarla, açık hava mitingleriyle, konferanslarla bütün Türkiye’yi parlamento haline getireceğiz.
Söyleyecek sözü, anlatacak fikri olana meydanlar meclistir, caddeler parlamento. Anayasamızı ve milli birliğimizi bu düşünceyle ve bu kararlılıkla savunacağız.




